Bir Kongre Bir Seçim – Yeni Başkan ve Yeni Türkiye

Etiketler

, ,

Geçen hafta bugündü. Sabah erkenden kalkıp koştuk stada, seçimli genel kurulun ikinci günüydü. Ya 20 yıllık hegemonyaya devam edilecekti yada yeni kan gelecekti. Aylardır kampanya süreci içinde çevremden, esnaftan, oradan buradan şuradan duyduğum “eğer Aziz Yıldırım istemezse Ali Koç alamaz”!!! idi. Ne kadar iddialı bir söylem. İnanmadım hiç, arada bir canım sıkılmadı mı bu yaklaşıma, yalan yok, sıkıldı. Canımın sıkıldığı konu ise kazanan kaybeden kısmından bağımsız inanışın kendisi idi!!

Bir seçim olacaktı, olmayacak mıydı yoksa? Nasıl bir seçimin sonucu, adaylardan birinin isteğine bağlı sonuçlanabilirdi. Aklım yatmıyordu ama bu söylemin temelini anlamak da istiyordum. Bu kadar mı irademiz dışında yaşıyor, seçiyor, yönlendiriliyorduk!!!

Veee, sorularımın cevabını alacağım gün geldi çattı, 3 Haziran sadece Fenerbahçe Spor Kulübü için değil Türkiye için bir dönüm noktası oldu. Sandıktan taraftarın temsilcisi kongre üyelerinin seçimi çıktı. Üstelik öyle böyle bir çıkışda değil, taşarak, haykırarak çıktı. Yani söylenen kadar vahim değilmiş irade – yönetim  korelasyonu. Demek ki irademizi teslim etmeyebiliyormuşuz.

Bu neyi gösterdi hepimize, Umut var, değişim her zaman mümkün, yeterki isteyelim, inanalım ve boşvermeyelim. 3 Haziran 2018 Pazar günü Şükrü Saraçoğlu stadı doldu taştı. Binlerce kişi aktı stada, bunların içinde oldukça yaşlı üyelerimizde vardı, onlara kolay nasıl oy kullandırabiliriz telaşına düştük, öğlen çok sıcaktı ve sonuçta açık havadaydık. Sonra şehirlerarası gelen, yurtdışından gelenler…Boşvermemişlerdi, boşvermedik, sahiplendik ve taraftarın istediğini gerçekleştirdik.

Kongre kartını alan 22 bin üyeden 21 bin 350 kişinin oy kullandığı açıklandı. Resmi sonuçlara göre geçerli oy sayısı 20 bin 736 olarak açıklanırken oyların 16 bin 92’sini Ali Koç, 4 bin 644’ünü ise Aziz Yıldırım aldı.

Şimdi sırada 24 Haziran var, 3 Haziran bir kapı açtı, umuda, yeniliğe, değişime, daha iyiye doğru.

Başkan Ali Koç, tüm seçim kampanyasını büyük bir hassasiyetle ve saygı çerçevesinde yürüttü, yürüttürdü. Kimileri karşı çıktı bu tutumuna, dediler ki olmaz böyle centilmence yarış… Oluyormuş demek ki:)

Sonunda, iyi olan, saygın olan, yenilikçi ve vizyon sahibi olan kazandı.

Fenerbahçe Cumhuriyeti, seçimini yaptı, haydi Türkiye Cumhuriyeti…At üstündeki umutsuzluğu, bak istenince oluyormuş.

Reklamlar

PRONET REZALETİ

Etiketler

, ,

Güvenlik sisteminize neden para ödüyorsunuz? Korunmak için değil mi? Pazarda bilinen bir marka olduğu için pek araştırma yapmaksızın, ücreti yüksek olmasına rağmen Pronet’i tercih etme gafletinde bulundum.

Sistem kurulduktan sonar, nasılsa güvendeyim diye mışıl mışıl uyurken, bir gün farkettim ki sistem çalışmıyor! Kart bozukmuş, 2 ay ben boşuna para ödemişim yani! İtiraz ettim, 2 ay fatura yollamadılar. Sonra aynı apartmanda başka bir pronetli soyuldu. Aradım, meğer risk analizini yanlış yapmışlar, pronet dedektörü koymaları gereken yangın merdivenine koymamışlar. Doların alıp başını gittiği ülkemde TL kazanıp dolara endeksli fatura ödenmeyeceğini de düşünememişim demekki…Neyse sonuç geçen ay başka bir güvenlik firmasına geçmeye karar verdim.

İptal işlemleri içim aradım Pronet’i, bana inanılmayacak bir indirim yaptılar!!!! Hiç sevmem bu tip pazarlıkları, hizmet bedelin ne ise baştan yap indirimini, illa gideceğim demem mi gerek?!?!? Gelin, demonte edin dedim, yazılı olarak ilettim, çağrı merkezine 4 kez not ettirdim. Gelen giden yok. Yeni güvenlik sistemi gelip kurulum yapacak, demonte etmezseniz onlara söktüreceğim dedim, ararız dediler aramadılar!!!!

Bugün bana Mayıs ayı faturası yollamışlar, sistemden sinyal gitmiyor ama onlar çalışmayan sistemi faturalandırıyorlar.

Bu memlekette soyguncu olmayan kim var!!??????????

BAZLAMA- KAHVALTI

Etiketler

, , , , ,

Dün sabah arkadaşlarla buluşup Erenköy`de yeni şube açan Bazlama’ya kahvaltıya gittik. Alaçatı’dan sonra Nişantaşı’nda açtığı ilk şubeye kapıdaki kuyruklar nedeni ile girme şansı olmadı ama Anadolu yakası olunca sabah erken gitme şansını bulduk.

Çok güzel dekore edilmiş bir köşk ve bahçesi. Sabah sabah güler yüzle hatta bir gözleme-bazlama dağıtan kişi dans ederek sizi karşıladığı zaman güne enerji dolu başlıyorsunuz.

 

 

 

 

 

 

 

Masalara bırakılan çaydanlıklar hem çok dekoratif hemde elinizin altında sıcacık çay içmenizi sağlıyor. Beklemiyorsunuz. Ortaya peynir tabağı, reçel çeşitleri, mesela salatalık reçelini ilk kez buarada tattım, gözleme ve bazlama sürekli sıcak sıcak serviste, tereyağ Trabzon’dan, o şurdan bu burdan masanız küçük porsiyonlarda donatılıyor. Ben pişiye bayılırım, gözleme ve bazlama yanında birde pişi geliyor masaya. Rahmetli büyükannem yapardı, gerçi onun yaptığı pişinin tadını hiçbiryerde bulmam mümkün değil.

 

 

 

 

Fix fiyat 55TL. Bu fiyata su ve portakal suyu dahil değil. Ben ortamdan keyif aldım çünkü haftaiçi sakin idi, servis hiç aksamıyordu, sloganlarında olduğu gibi doymadan kalkmak pek mümkün değil. Sadece günün sonunda ki benim için kahvaltı sonrası olmazsa olmazım, Türk Kahvesi yok!!!! duyunca birden hani filmlerde olur ya “ddooooyyyyynkkkkk” efekti, aynen öyle oldum.

Bahçe içinde otoparkı var, sanırım 15TL.

Rezervasyon almıyorlar, Pazartesi ve Salı kapalılar. Saat 17:00’y kadar servis veriyorlar.

Yer;Ethem Efendi Caddesi üzerinde istasyona gelmeden sağ kolda kalıyor.

 

Dürüstlük…Sorular Sorular

Etiketler

, , , ,

Dürüstlük nedir?

Doğru bildiğini söylemek mi?

Haksız yere suçlamamak mı?

Hak ettiğin kadarını almak mı?

Peki ya dürüst olamk bir erdem midir? Yoksa zaten olunması gereken mi?

Dürüst olmak iyi birşey midir?

Peki neden doğru söyleyeni dokuz köyden kovuyorlar o halde???

İstenmiyorsun yani! İyi birşey değilmiydi dürüstlük? Kovulmak hoşmu yani… Burada bir dilemma oldu sanki!?!?!

İstenmiyor istenmiyor doğru, gerçeklik kaçılan bir olgu. Gerçek olan acıtıyor biraz, acıdan da kaçılıyor çokca. Acıtmasın canımızı hiçbirşey, söylenmesin doğrular, saklansın gerçekler. Yalana inanmak daha kolay, daha hafif. Gerçek olan ağır, hazmetmesi zor.

Kim kimi, nasıl kazıklarsa!?!?!?!

Bugün Kadıköy’deki İDEA’da bir etkinliğe gittim. Baktım yemek yiyecek vaktim yok, İDEA ile içiçe Moda Khalkedon’un yiyecek içecek servisini sağlayan büfe gibi yerden bir tost alayım dedim. Önce kasada ödeme yapıyorsun sonra tostunu bekliyorsun. Beyaz peynirli domatesli kepekli bir tost dedim, 7.5 TL dediler. Ödedim, tostum yapılırken duvardaki listeye gözüm çarptı, baktım tost 5TL, karışık tost 6TL. Benim peynir ne peyniri diye düşündüm tabii o an:)

Döndüm, kasadaki hanıma “karışık tost 6 TL. iken ben neden peynirli tosta 7.5TL ödediğimi öğrenebilir miyim?” diye sorunca sıkı durun aldığım cevap şu oldu;

-“ekstra domates istediniz!!!”

Ne denir ki…kim kimi kazıklarsa ülkesinde sıradan bir gün işte.

haaa, bu arada yediğim en lezzetsiz tosttu.

Bomontiada

Etiketler

, , ,

Yeni açılan bir yer değil Bomontiada ama ben yeni gidebildim. Aslında niyetim açıkhava sinemasına gitmekti geçen yaz ama bir türlü denk gelmedi. Ya oynatılan filmi vizyonda görmüş oldum yada o akşam başka bir programla çakıştı gidemedim.

Neyse, geçen hafta bir arkadaşımla akşamüzeri bir saatte gittik. Tahminimden daha fazla kalabalıktı. Etraftaki şirketlerden ve hemen arkadaki Mimar Sinan Üniversitesi kampüsünden kaçan gelmişti. Eski bira fabrikasını renove etmişler, pekde iyi etmişler sanki yurtdışında bir mekan gibi olmuş. Ortada bir avlu, etrafında çeşit çeşit mekanlar. Biz populist’i tercih ettik, Torch biraları sunuyorlar ve bira yanındaki aperitif lezzetler lezizdi. Babylon hemen bitişikte yeralıyor, yazın bir akşam programa göre oraya da gidilebilir, Beyoğlu’ndaki mekana nazaran daha havadar olacağı net. Kiva var bir köşede, diğer köşede Monochorome.

Girişte hemen solda bir sergi alanı da var, Leica Galery Türkiye’nin özgün galerilerinden.

Otopark sıkıntısı da yok, çok yakında bir otopark mevcut. Takip de olmakda fayda var.

bomontiada

Birahane Sokak No:1 34381 Şişli/İstanbul

hello@bomontiada.com

Tel: +90 212 230 21 62

Ayşenur’un Kavalası

Malzemeler ve Yapılışı:

200 gr badem

3 yemek kaşığı un

3 yemek kaşığı tereyağ

biraz tarçın

vanilya

Bademleri rondodan biraz irice çekip, yukarıdaki malzemeler ile kavurup, soğuması için kenara koyuyoruz.

1 çay bardağı pudra şekeri

200 gr tereyağ

aldığı kadar un(klasik kulak memesi kıvamı)

Bu malzemede karıştıktan sonra, üstteki soğumuş badem karışımı ile beraber hepsi karışacak. Sonra hamur , çay bardağı kullanılarak ay şeklinde kesilecek.

20 dakika 180 derecede pişirilecek ve afiyetle yenecek…

TRATTORIA SERENZO, ARTISAHNE ve “SANAT”

Etiketler

, , , , , , , , ,

İki yeni mekanla tanıştım dün. Biri yeni bir tiyatro sahnesi Artı Sahne, diğeri aslında 5 senedir varolan ama benim arkadaşım sayesinde yeni keşfettiğim küçük, sevimli ve sıcak bir italyan lokantası Trattoria Serenzo.

Dün akşam Cihan Ünal, Can Gürzap ve Mutlu Güney’in oynadığı Gencay Gürün’ün sahneye koyduğu “Sanat” adlı oyun, Mecidiyeköy Torun Center’ın içinde yeralan Artısahne’deydi. Tiyatro ve sinema için ayrı bir otoparkın olması İstanbul’da park problemini düşündüğünüzde, Artı sahne’nin bir artısı:) Tiyatroya yada sinemaya gittiğinizde binanın içinde sadece tek bir mekan var o da Starbucks. Ama biraz yürürseniz Gayrettepe’de tahmin edemeyeceğiniz zenginlikte menüsü olan şirin mi şirin bir İtalyan lokantası ile karşılaşıyorsunuz! Tiyatro öncesi arkadaşıma sohbet edip, keyifle yemek yiyeceğimiz neresi olabilir diye sordum, dedi ki o işi bana bırak. İyi ki bırakmışım, biraz yürüdükten sonra, kendimi sanki İtalya’nın küçük bir kasabasında bir sokaktaki lokal bir trattoria’da gibi hissettim. Gittiğimiz saat yemek için ara bir saat olduğundan bizden başka kimsenin olmaması mekanın işletmecisi ve garsonu ile de sohbet imkanı sağladı. Meğer mekanın sahibi ve ahçısı İtalyanmış, Enzo, Serpil’in Ser’i ile birleşince olmuş Serenzo.

Menünün zenginliğini size anlatamam, yok yok! Ben karar vermekte zorlandım ve spesiallerini sorup, kestirmeden gitmeye karar verdim. Başlangıç için roka yatağında Burrata di Bufala, ahtapot carpacio ve ızgara kabak, patlıcan ile sarılmış ricotta peynirleri. Ardından Lunguine di Frutti di Mare (deniz mahsullü makarna) aslında iki kişilik ama risotto’yuda denemeden kalkmayalım deyince sağolsunlar yarım porsiyon servis etmeyi teklif ettiler, buna ragmen risotto fazla geldi. Menüde denenecek daha çok özgün tat var. İlk fırsatta tekrar gidip, özellikle Tiramisularını denemek istiyorum. Kapının hemen girişinde yeralan orgu yandaki fotoda göreceksiniz, mekan, canlı müzik yapılan bir gece, bir doğumgünü kutlaması yada bir departman yemeği için de ideal.

burrata di bufala

Adres: Vefa Bey Sokak. Say Apt. No:25/C, Gayrettepe, 34349 İstanbul

Telefon: +90 212 274 44 10

 

 

 

 

 

Lezzetle yenen bir yemek, hoş sohbet eşliğinde içilen şarap derken tiyatro saati geldi, 10 dakikada yürüyerek Artı sahne’ye geldik. Sanat isimli oyun, yüksek değerde bir sanat eserinin satın alınması ile sorgusu başlayan bir dostluğun irdelenmesi. Arkadaşlık nedir? neyi gerektirir? doğru ve samimi olmayı mı? yoksa biraz politik olmak şart mı? eleştirirken ne kadar ileri gidebiliriz? Önemli olan kişinin ne düşündüğümüdür yoksa arkadaşının ne hissettiği mi?

“Fransız roman, senaryo ve oyun yazarı Yasmina Reza’nın yaşadığı bir olaydan yola çıkarak kaleme aldığı oyunu, “Sanat,” sahnelendiği tüm zamanlarda ve ülkelerde büyük beğeni toplamış, keyifle izlenecek bir oyun. Başrollerini, tiyatronun üç usta ismi,Cihan Ünal, Can Gürzap ve Mutlu Güney’in üstlendiği oyun ilişkilerin ne kadar değerli ve hassas olduğunu gözlerönüne seriyor. Kesinlikle tavsiye ederim. Hem İtalyan lokantasını hem oyunu.

Afiyet olsun ve iyi seyirler.

 

Muzlu Kek (Yumurtasız ve Sütsüz)

Etiketler

, , ,

Malzemeler:

1 adet büyük muz

1 çay bardağı toz şeker (ben biraz daha az koyuyorum)

Yarım çay bardağı zeytinyağ

1 çay bardağı sıcak su (kaynar olmayacak ama ılıktan daha sıcak olacak)

1 adet limonun kabuğunun rendesi

1 paket vanilya

1 paket kabartma tozu

1 çay kaşığı elma sirkesi

3 çay bardağı un

varsa parka çikolata (pakmayanın damla çikolatalarını kullandım)

Üzerini süslemek için;

Hindistan cevizi ve/veya tarçınlı pudraşekeri

 

Yapılışı: Okumaya devam et

Oyun Atölyesi

Etiketler

, , ,

Yıllardır Oyun Atölyesi’nde ne oynasa bilet alırım. Oyun öncesi Antre Cafe’de birşeyler yemek, oyun öncesi arkadaşlarla sohbet etmek, kahve keyfi yapmak pek hoşuma gider. Woyzeck adlı oyuna Ekim ayında internet sitelerinden bilet aldım. Bugün oyundan once arkadaşımla Antre Cafe’de buluşmak üzere randevulaştık, internetten aldığım biletleri fiziki olarak teslim almak için kapıdan giirişte gişe masasına adım attım baktım kimse yok. Kapının önünde çayları elinde iki kişiye gözüm takıldı ama ben içeri gişeye giderken ilgilenmeyince, belki seyirci belki café çalışanıdır diye düşündüm. Biraz bakındım, kimse ilgilenmeyince kapının önündeki iki kişiye yönelip, “gişe ile kim ilgileniyor biliyor musunuz?” diye sormak durumunda kaldım. Çayını yudumlayan kızlardan biri,”BEN ama sistem çalışmıyor” dedi!!! Ben de ” benim sistemlik bir işim yok, internet biletim basılmış olmalı, biletlerimi almaya geldim” dedim. Lakayıt bir tavır ile ve çay keyfini bozmuş olmamın verdiği sıkıntılı bir ifade ile masasına geçti. Ben ismimi söyledim Esra Nazlı Ercan…

Diyaloğun devamını anlatıyorum;

Gişe görevlisi Deniz: ” Biletinizi ne zaman almıştınız?”

Ben:”gününü hatırlayamıyorum Ekim ayında ladım, gerekiyorsa maillerimi açmam lazım”

Deniz: “Mailinize bakar mısınız?”

Ben:”biletimi bulamıyor musunuz? sorun mu var?”

Deniz:”bulamıyorum”

Bu arada mailden e-biletime ulaştım.

Deniz:”Bana Esra Nazlı Ercan demiştiniz, Nazlı Ercan mış!!!!”

Neyse ismimi fazla söylememin azarını işittikten sonra, bileti verirken, Lale kartımı gösterdim.

Deniz:”bu kartı bilet alımı sırasında girmeliydiniz” dedi

Ben defalarca oyun atölyesinden bilet almış bir tiyatro sever olarak, lale kart uygulamasını da yine gişeye sorup nasıl işlediğini öğrenmiş biri olarak, bu saçma tersleme muhabbetinde sabrımın sonuna geldim.

Dedim ki; “neden sizinle işler bu kadar zor hallediliyor…Bu arada sizin öğle saatiniz yada mola saatinizi mi işgal ediyorum?”

Deniz:”benim mola saatim yok, biz de insanız, bir molaya çıkmak benimde hakkım” diyerek sosyal haklarını benden zamanımı çalarak hakettiğini idda etmeye başladığında, işini sevmeden yapan bir kişinin işine ve müşteriye saygısızlığının bir örneği olarak Gişe memuru Deniz ile tatsız bir konuşmaya girdik. Maalesef Pazar günü olması asabiyle yetkili kimse olmadığından Antre cafe’yi işleten bir bey, tabiri caiz ise benim gazımı almak için anlattıklarımı dinledi. Umarım yönetime iletmesi ricamı gerçekleştirir.

Bunu bloğumda niye yazıyorum?

Çünkü, son zamanlarda dikkatimi çeken bir tavır bu. Hizmet satın aldığınız herhangi bir yerde sanki kişiden görevi olmayan birşeyi istiyormuşçasına bir tavır görüyorsunuz. Yıllarca hizmet sektöründe çalışan bir kişi olarak gerçekten anlayamadığım bir tutum bu. Evet işini sevmiyor olabilirsin ama o işin gereğini yapmak zorundasın. En azından yaşanan bu olayda, müşteri gişede bekliyorsa, içeri girip, sistem bozuk olduğu için işlem yapamıyorumu müşteriyi kime ne soracağını bilmeden orada bekletmeden söylemek, once insana saygıdır sonra da işine!!!