Begüm Abla’nın Havuçlu Cevizli Keki

Etiketler

,

Malzemeler:

3 yumurta

3/4 bardak süt

1.5 bardak zeytinyağı

1 su bardağından bir parmak az şeker

1 tatlı kaşığı tarçın

1 kabartma tozu

ceviz

2-2.5 bardak un

Yapılışı:

Malzemenin tamamını karıştırıyoruz, akışkan bir kıvamda olmalı, önce 2 bardak un koyup gerekirse ilave yapılmalı.

150 derece önceden ısıtılmış fırında 50 dakika…

Afiyet olsun…

Not: Her fırının kek ayarı farklı olabilir kek programınızı seçiniz.

Büyükannemin Bayram Tatlısı

Yılbaşında hep pasta alırım yada yaparım. Bu sene canım pasta istemedi, aklıma büyükannemin bayramlarda yaptığı tatlı geldi,kalbura basma nevi bir tatlı…iyi ki annem tarifini yazmış. Ilk kez denedim, enfes oldu.

Malzemeler:

1 ölçek yoğurt

2 ölçek sıvı yağ

1 paket kabartma tozu

2.5 ölçek un (tarifte aldığı kadar un yazıyordu ben ölçek cinsine çevirdim)

Şurup icin:

4 ölçek şeker

3 ölçek su

1/2 limon

İçi için;

1 bardak çekilmiş ceviz

1 yemek kaşığı toz şeker

Yapılışı:

Hamur için malzemeyi karıştırıp kulak memesinden biraz daha yumuşak bir kıvam tutturun. Avuç içine aldığınız hamur parçasının ortasını açıp içine şekerli ceviz karışımını koyup kapatın. İstediğiniz şekli verip tepsiye yerleştirin.

180 derece fırında alt üst pozisyonunda 25 dakika kadar, üzerleri kızarincaya kadar pişirin.

Bu arada şerbeti kaynatıp ilinmaya bırakın.

Hem hamur hem şerbet ilininca şerbeti hamura dökün.

Ara ara terslerini çevirip şerbetin iyice çekilmesini sağlayın.

Afiyetle yiyin 🤗

Unsuz, yağsız, şekersiz kek

Etiketler

,

Akşamüzeri 5 çayı yanında yada akşam kahvesine eşlik edecek birşeyler istiyor insan evde olduğu zamanlarda. yerken güzel ama sonra o karbonhidrat ve şeker vücuda iyi gelmiyor ne yazık ki. Şöyle bir baktım dışarı çıkmama gerek kalmadan evdeki malzeme ile ne yapabilirim diye, fena olmadı sanki:) ben yoğun tatlı tadını sevdiğim için muz ve hurmadan gelen tat biraz az geldi belki pekmez yada bal ile daha yoğun bir tatlı haline gelebilir.

Malzemeler:

2 yumurta

2 muz

2 hurma

1 çorba kaşığı yoğurt

1 ufak paket kakao(25gr.)

1 çay bardağı hindistan cevizi

1 çay bardağı ( daha fazla da olabilir) ceviz

vanilin

kabartma tozu

Yapılışı:

Önce 2 yumurta mikser ile beyaz köpük haline gelinceye kadar çırpılacak. Rondoya atılan muzlar ve hurmalara, malzemenin ceviz hariç, geri kalanı eklenecek. en son iri taneli ceviz ve 2 karışım tahta kaşık ile karıştırılıp, önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında 25 dakika pişirilecek.

Afiyetle yenecek….

Ev Yapımı Cips

Etiketler

,

Akşam film yada dizi izlerken birşeyler atıştırmak istiyorum ama kalori de almak istemiyorum diyenler buraya:)

cips

Malzemeler:

1.5 su bardağı mısır unu

2-3 çorba kaşığı tambuğday unu

1 çorba kaşığı acı biber salçası

1.5 çorba kaşığı zeytinyağı

1/2 su bardağı kadar su

tuz,sarımsak tozu,kekik, kırmızı pul biber, dilediğiniz baharatlar

Yapılışı:

Tüm malzemeleri karıştırıp yoğurun, hamur kıvamına gelmesi için suyu ve unu arttırabilirsiniz. iki yağlı kağıt arasına koyup, merdane yardımı ile incecik açın. Hamur ruleti yada bıçakla üçgen yada istediğiniz şekilde kesip, fırına verelim. önceden ısıtılmış 200C de hafif kızarıp, kıtırlaşana kadar pişirin.

Afiyet olsun…

Minik Tartoletler

Etiketler

, , , ,

Benim gibi tatlısız yapamayanlardansanız, rafine şekerden mümkün olduğunca da uzak durmaya çabalıyorsanız sevgili Selenay Güney’ın az kalorili tariflerini deneyin derim.

Malzemeler:

1 bardak yulaf

1/2 çay bardağı tahin

2 tatlı kaşığı tarçın

1 adet olgunlaşmış muz

dolgu ve süslemesi için

2 yemek kaşığı labne yada szüme yoğurt

1 yemek kaşığı bal

üstüne istediğiniz bir meyve

Yapılışı:

Yulafı rondoda çekerek un haline getirin sonra içine muz, tahin ve tarçını ekleyin. Çok cıvık olmamalı, elinizde şekillendirebilecek kıvamda minik tartoletler yapıp, önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında pişirin. 20-25 dakika kadar yeterli.

Biraz soğuduktan sonra içlerine labne ve bal karışımı dolguyu koyup, üzerlerini muz, elma, böğürleğen, ananas, çilek, istediğiniz bir meyve ile süsleyim.

Afiyet olsun…

Leaf Co. -Urbanized Nature

Etiketler

, , ,

Ne kadar uzun zamandır yazmamışım!. Bu sabah arkadaşımla açılalı henüz 15 gün olmuş Leaf Co’da kahveye buluştuğumda bloğumda yazayım burayı dedim. Sokak arasında karşılaşmayı beklemediğiniz bir konsept. 6 – 7 masası olan, menüsünde ise envai çeşit çay ve kahve seçeneği bulunan kendinizi evinizin bahçesindeymiş gibi hissettiğiniz bir mekan, Leaf Co.

Botanik bahçesi gibi yemyeşil bir dekorasyon içinde seçtiğim masaya otururken bir ses hoşgeldiniz diye sesleniyor:) mekanın sahibi, sanki evine gitmişsiniz gibi karşılıyor, sonra hoş bir sohbet ve dükkanın dekorasyonuna yardımcı olan bitkilerden misafirlerden biri için hazırladığı potporiyi gelip gösteriyor. ister oradaki seramik saksılara isterseniz evden getireceğiniz kendi saksınıza, oradan seçtiğiniz bitkileri diktirip, evinize yada arkadaşınıza hediye hazırlatabiliyorsunuz.

Leaf CO

Ben kahveciyimdir ama çay seçenekleri de cezbetmedi değil. Şeftalili soğuk bir çaya niyetlensemde sabah henüz kahvemi içmemiş olmam beni yine seçimimi kahveden yana kullanmaya yöneltti. Leaf latte isminde hazırlanan kahvede vanilya aroması olması ve aromanın şurupla değil çekirdekten gelmesi benim için önemli bir kriter. Genelde aromalı kahveler şurup katkılı olduğu için tercih etmem, bu hem sağlıklı hemde lezzetli.

Sadece çay ve kahve seçenekleri yok, yanında kek, cookie ve ufak atıştırmalıklar da var. Çiçeklere alternatif hediyelik olarak da mumlar var, mesela yukarıdaki görselde budhalar mum:) Markanın kendine has kokusu da özenle seçilmiş.

-“Nerede bu özel mekan?” diye soranlar için hemen tarif vereyim; Bağdat Caddesi’nde Şakınbakkal’dan Erenköy’e doğru giderken ister Noter sokaktan girip ilk sola döndüğünüzde, Bilim sokak üzerinde hemen solda, isterseniz Bağdat Caddesi’nden devam edip Erenköy ilokuluna gider gibi Köşk sokaktan girip, sağa döndüğünüzde sağda…

Yeni açılan mekanlar, sokak aralarına renk veriyor. Benim gibi kahveseverler için farklı farklı seçeneklerin olması güzel, ömürleri uzun, bereketleri bol olsun.

Tavsiyeme uyup, gidenlere de şimdiden afiyet olsun…

Hurma Topları -Çağla’dan

Etiketler

, , , ,

Benim tatlıya düşkünlüğümü bilmeyen yok, Çağla’cığım sağolsun bana bir tarif verdi, “Nazlı kahvenin yanında bayağı bir kesiyor beni, sen de dene” diye.

Bugün konuşurken, son moda görüntülü kahve sohbetlerimizde:) baktım kahvesinin yanında hurma topları, aklıma düştü, kalkıp yapayım dedim baktım evde yulaf yok, cevizimde çok az kalmış. Zaten tarife uymama gibi bir huyum vardır, yulaf yerine ne koysam içine derken aklıma iç badem geldi, badem koyunca cevize de gerek yok dedim ve girdim mutfağa.

 

Malzemeler:

4 adet hurma

50 gr.kavrulmuş badem

1 çorba kaşığı kakao( bir dahakine glutensiz kakao kullanacağım) evde yağı azaltılmış vardı.

hindistan cevizi

Yapılışı:

Hindistan cevizi haricindeki malzeme rondoda çekilip minik toplar haline getirildikten sonra hindistan cevizinde yuvarlanır ve afiyetle yenir.

  • Çağla’dan gelen orjinal tarifte yulaf ve ceviz var. 4 hurma için 4 ceviz ve 100ml.yulaf.

 

 

 

Ev Usulü Alaska Frigo

Etiketler

, , , ,

Malum karantina günlerinde evde mutfaklarımız daha bir popüler hale geldi. Özellikle akşam film izlerken, kahvenin yanına bir tatlı yada en sevdiğim parfe, dondurma nevi birşeyler arıyorum. Çok kalorili birşeylerde olsun istemiyorum, zaten hareket minimumda:(
Karıştırdım tarifleri ve Gerçek Mutfak Instagram hesabında aklıma yatan bir tarif buldum. Aklıma yatandan kastım evdeki mevcut malzemeye uygun:) Dışarı çıkmak zorunda bırakmayacak bir tarif.

Malzemeler:

2 yumurta akı
1 labne peynir
1 kaşık kakao
3 kaşık bal yada pekmez

Yapılışı:

2 yumurta akını mikserle köpük haline gelene kadar çırpın. içine labne peyniri, 1 çorba kaşığı kakaoyu ve 3 yemek kaşığı balı ekleyip, içi stretch filmli ufak bir kaba boşaltıp, donması için buzluğa koyun.

Evde balım yokmuş, ne ekleyebilirim diye bakındım, yazın Çeşme İmren’den aldığım Sakız Macunundan 1 kaşık koydum. Fena olmadı ama bence bal ile yapmakda fayda var, macunu karışıma homojen dağıtamadım, frigo içinde parçalar halinde kaldığı yerler güzel olmuş:) ama tadı bana biraz az geldi.

Afiyet olsun…

7.koğuştaki Mucize

Etiketler

, , ,

Geçen hafta bir arkadaşımla Joker‘e gittim, filmden çıkarken dedim ki Oscar’ı Joaquin Phoenix alır, kesin dedim… Çok etkilendim, üzerine çok uzun yazmadım, bir evvelki yazımda kısaca değindim.

Bu hafta da yerli bir film “7.koğuştaki Mucize‘ye gittim ve dedim ki eğer Oscar’a aday olsaydı Aras Bulut İynemli, Phoenix’e rakip olurdu…Joker’den etkilendim, bu filmden de çok etkilendim. Konuya girmeyeceğim, vizyona yeni girdi, görecekler için spoiler vermeyeyim. Ama filmdeki oyunculuklar ve işlediği temaya değinmeden edemeyeceğim. Aras Bulut’un bu kadar başarılı bir oyuncu olduğunu bilmiyordum, gözlerdeki o saflık, ellerini ve bedenini kullanması, gülüşü, duruşu, tek kelime ile muhteşem. Nisa Sofiya Aksongur, Memonun kızını canlandırıyor, o kadar güzel ve yaşının çocuğu ki. Mesut Akusta, İlker Aksum, Yurdaer Okur, Yıldıray Şahinler, Deniz Baysal, Sarp Akkaya, Celile Toyon ve Deniz Celiloğlu hepsi ayrı ayrı çok başarılı.

Filmi izlerken ağlamaktan gözlerim kapandığı için bazı sahnelerdeki detayları kaçırmış olabilirim. İçim yandı izlerken. Ajitasyon olduğunu düşünenler de yok değil, ben filmin bütününe baktığımda ajitasyondan çok hepimizin, hayatımızın belli dönemlerinde karşılaştığımız sistemle başaçıkma yolunda verdiğimiz mücadeleyi yüreğinizi yakan bir konu üzerinden işlediğini düşünüyorum. Eğer hak yerini bulmuyorsa siz kendi yöntemlerinizle hakkınızı ararsınız, bütünsel mücadelenin, bireyselden daha güçlü olduğunu, insanın pişman olduğu hatalarından kendince yöntemlerle nasıl çıkışlar aradığını, herkesin bir hikayesi olduğunu, o hikayeyi bildiğinizde hiçkimseyi çok yargılayamayacağınızı, insanların ne kadar acımasız olabildiklerini, insanların ne kadar sevgi dolu olduklarını, hayata dair birçok konuyu ele almış bir film..

Gidip mutlaka görün diyemiyorum, çıkışta benim gibi ağlamaktan dağıldıktan sonra beni arayıp “Nazlı, nasıl bir filme yolladın bizi” demenizden korktuğum için…

 

 

 

 

FİLM EKİMİ-2019

Etiketler

, , , , , ,

Senenin en hareketli ayı. Ekim… Contemporary, Bienal, Film Ekimi, v.s. 

Film Ekimi haftasındaki ilk filmim Almodovar filmi olan “Pain and Glory”-“Acı ve Zafer” oldu.

 

Başrollerinde Banderas ve Cruz’un yeraldığı filmi başlangıçtaki olayın sevimsizliğine rağmen keyifle izledim. Olaya sonra döneceğim.

Filmde flashbacklerle çocukluk anıları ile bir adamın hayatını izliyorsunuz. Yorgun bir adam var başrolde, annenin bir çocuğun hayatındaki önemi, hayatın karşılaşmalarındaki, rastlantı yada tesadüf dediğimiz çakışmalardaki incelikler ve seçimlerimiz.

Filmin başındaki renkler, filme de yansımış, yukarıdaki fotoğraftaki çerçeve içindeki resim ise beni filmde en çok etkileyen kare. Renkleri ve filmdeki birçok kareyi bağladığı için. Burada detaya girmiyorum ki, gidip seyredeceklerin hevesi kaçmasın. Filmekimi süresi içinde billet bulamadı iseniz hiç dert etmeyin bu film kesin vizyona girer, girmese de Başka Çarşamba kapsamında oynayacak, bu bilgi garanti:)

Gelelim, film başlamadan yaşanan sevimsizliğe.

Benim yanımdaki 2 koltuk boş, bir tanesi zaten beraber bilet aldığımız arkadaşa ait, hastalandığı için gelmeyeceğini biliyorum. 2 kadın geldi ve oturdu. Belli ki numarasız son dakika biletle girmişler. Buraya kadar sorun yok. Ama ne zaman ikinci koltuğun sahibi geldi, işte o anda tatsızlık başladı. Genç bir kız, gelip yerine oturmak isteyince kalkmadılar! Kız kaldıramayınca görevliye gitti, İKSV görevlisi gelid ve kalkmalarını rica etti, yine kalkmadılar. Görevli, bu biletlerin ancak film başladıktan sonra, yani reklamlar bitip salona girişler kapandıktan sonra istenen koltuğa oturabilen yersiz bilet olduğunu ve bunun satış sırasında özellikle vurgulandığını söylemesi birşey ifade etmedi. Hayretler içinde diyalogları izledim ve müdahil olmamaya çabaladım, bayağı çabaladım taaakiiii İKSV görevlisinin koltuk sahibine başka yere oturmasını önerene kadar!!!! Yerimden kalktım ve bunun kabul edilemez olduğunu o kişilerin kalkmaması durumunda yerime oturmayacağımı söyledim, salondan neyseki birkaç kişi daha destek verdi de, mecbur kaldılar. Aldığı koltukta filmi izleyen genç kız, filmin sonunda verdiğim destek için teşekkür etti. O konumda kalan birçok insan mücadele vermemek için kabul ediyor ve yaptım olducuların yanına kar kalıyor.

Uyanık, saygısız, görgüsüz, haddini bilmezlere tepkisiz kalamıyorum, susamıyorum. Herkes tepki verirse, yaptım olducuların hareket alanı daralır.

Saygılı olmak bu kadar zor mu?

Film Ekimi haftasındaki son filmim Noah Baumbach filmi olan “Marriage Story” oldu.

Tam bir kara mizah, filmde bol bol gülüyorsunuz ama arka planda işlenen konu acıtıcı. Bir birliktelik ve ayrılık süreci çok güzel analiz edilmiş. Kadının beklentileri ve erkeğin bu beklentilerden bir haber olup kendi ekseninde dönen hayatın son bulması ile vermek zorunda kaldığı mücadele.

Scarlett Johansson ve Adam Driver, rollerinin haklarını vermişler. Newyork ve LA arasındaki eski savaşıda konuya yedirmiş yönetmen. İki insanın nasıl konuşamayacak seviyeye getirdikleri ilişkiden nemalanmaya çalışan avukatların olayı iyice içinden çıkılmaz hale getirdikleri. Çok çıkarılacak alt başlık var ama benim için en vurgulu olanı konuşabilmeyi kaybetmemek. Her nevi ilişki için geçerli bu. Bir sorunun mu var, git konuş, kırıldın mı, kızdın mı, incindin mi, konuş karşındaki ile. İletişim çağında bu kadar ilişkisizlik düşündürücü.

JOKER; ise Filmekimi’nden bağımsız vizyondaki en iyi film. Joaquin Phoenix, bence Oscar adayı. Film için tam 23 kilo vermiş!!! Mutlaka görün. Tek önerim geç seansa gitmemeniz. Filmden sonra biraz hava alacak zamana ihtiyacınız olacak. Sert ve sarsıcı işlenmiş.